AVM Sinemaları

Birkaç gündür alışveriş merkezlerindeki sinema salonlarını düşünüyorum. Aslında bu konu Emek Sineması’nın kapatılması gündeme geldiğinden beri aklımda, ama geçen cumartesi, Matteo Garrone’nin yönettiği Gerçeklik’inin !f İstanbul’daki son gösterimini yakalamak için İstinye Park’a gidince zihnimi iyice meşgul etmeye başladı.

Alışveriş merkezlerindeki sinemaları beğenmiyorum; çünkü sinemaya gitmek için -Derviş Zaim’in, Emek’in kapatılmasıyla ilgili olarak Gece Gündüz’de Yekta Kopan’a söylediği gibi- onlarca lokantanın ve mağazanın arasından geçmek zorunda kalmak istemiyorum. Alışveriş merkezlerinin kat planlarındaki türlü kurnazlıkları fark etmek ve onlar karşısında çaresiz kalmak, sinema salonuna hiç hesapta olmayan bir yorgunluk ve mağlubiyet hissiyle girmeme neden oluyor (City’s ve İstinye Park, çakallık konusunda diğer alışveriş merkezlerinden birer adım önde. Bu AVM’lerde giriş katında asansöre binip doğrudan sinema katına gidemiyorsunuz; önce asansörle belli bir kata gelmeniz, sonra çeşitli mağazaların arasından geçip yürüyen merdivene binmeniz gerekiyor).

Hâl böyle olunca gidilebilecek çok az sinema salonu kalıyor (Aklıma ilk gelenler: Beyoğlu’nda Cine Majestic, Atlas ve Beyoğlu Pera ile Kadıköy’deki Rexx ve Kadıköy Sineması). Oysa -Derviş Zaim’in aynı söyleşide anlattığı gibi- “kapitalizmin ağababası diyebileceğimiz Amerika’da bile” eski müstakil sinemalar korunuyor, ayakta duruyor (Syracuse’da okuduğum sene bir film ekibi, yakınımızdaki Utica kasabasında bir kısa film çekecekti. Bizim okula haber gönderip, ilgilenen öğrencileri sette çalışmaya davet ettiler. Ben önce ilgilenmemiştim ama filmin yapımcılarından birinin Mevlüt Akkaya olduğunu öğrenince gitmeye karar verdim. Utica’da tarihî bir salonda –Stanley‘de- çekim yapıyorduk; hem tiyatro oyunları, hem konserler, hem de film gösterimleri için kullanılıyordu; yaklaşık 3.000 kişilik bir salondu. 62.000 nüfuslu Utica’daki o salon, bizim çekim yaptığımız dönemde -2008 şubatıydı galiba- restore ediliyordu).

Ben bu konuyu neden Emek Sineması’nın kapatılması konuşulmaya başlamadan önce kendime dert edinmedim, diye düşündüm. Çocukluğumda İzmir, Çınar, Konak sinemaları gibi güzel, müstakil sinemalara çok gitmiştim oysa; yani şimdiki ortaokul-lise öğrencileri gibi sadece AVM’lerde görmemiştim sinema salonlarını. Hatta Çınar ve Konak’ın kapanmasına çok üzülmüş; İzmir Sineması’nın, büyük mü büyük salonundan dört adet cep sineması çıkarmasına çok sinirlenmiştim. Sanıyorum, bu salonların kapanması veya değişmesi karşısındaki tepkilerim, sinema bilincinden çok nostalji duygusunun etkisiyle verilmiş tepkilerdi.

Bir “bağımsız film” festivalinin, gösterimlerini bir sinema zincirinin salonlarında göstermesine de değinecektim; ama konu dağıldı. İyi de oldu.

Reklamlar
Bu yazı orta kafa gol, sinema içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s